Ötanazi v1: Merdiven altı ötanaziden halka açık sergilenen ölüm makinesine
Murad Kevorkian ya da ölüm meleği olarak bilinen Jack Kevorkian. Kendisi Michigan Universitesi’nde daha üniversite yıllarında ihtisasını yaparken ölümcül hastalar ilgisini çekiyor ve onlar ölürken fotoğraflarını çekiyor. Patolojist Kevorkian, birçok kişi için tabu bir konu olan ölüme meraklı. Bu merakını etrafındakiler anlamayıp onu yadırgarken ona Dr.Death demeye başlıyor. Ölüme ve hastaların ağrılı aşamalarına olan merakına cevap bulamayan Kevorkian, Hollanda ve İsviçre’ye gidip ötanazi prosedürlerine dair fikirler edinmişti. ABD’ye döndüğünde ötanazi fikirlerini insanlara anlatınca ya da dergilere yollayınca genelde red alıyordu. O da bu işi eyaletler ve insanlar desteklemese de kendi kendine yapmaya karar verdi. Gönüllü hastalarıyla 1968 model Volkswagon Vanagon arabasında ölüm makinesi inşa etmişti. Thanatron adını verdiği bu makine ile hastalara bir maske takıp karbonmonoksit gazının salınımı sağlayacak düğmeye basmalarını istiyordu. İlk gönüllü hastası ise bir Alzheimer hastasıydı. Ötanazi o zamanlar yasal olmadığı için, Kevorkian ölümlerine yardımcı olduğu 120 hasta sebebiyle ceza aldı. Sonra da iyi halden 8 yıl kalıp erken çıktı ve kanserden bu dünyadan göç etti. Geride kalan hasta yakınlarının çoğunun destek mektupları ise Michigan Üniversitesi’nde Bentley Müzesi’nde. Ne tesadüftür ki Kevorkian ile beraber doktor destekli ötanazi kararı ABD’de ilk hastasının memleketi Oregon’da 2006 yılında onaylanıyor.
Ötanazi detaylarına etrafımızdan tanıklık etmediğimiz için ve sadece belli ülkelerde bir seçenek olduğu için birçok kişinin uzak olduğu bir şey. En sade haliyle tanımlamak gerekirse, ötanazi kelimesini Türk Dil Kurumu’nda kişinin ölme hakkı diye tanımlanıyor. Daha da detaylandırmak gerekirse ötanazi, bir insanın ve hatta bir hayvanın yaşamını dayanılmayacak durumlara bağlı olarak sonlandırmak. Ötenazi, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, İsviçre ve ABD’de birkaç eyalette yasal.
Belçika 2014’te 18 yaşının altındakilere yaş limiti olmaksızın ötanazi yolu
Bazı ülkeler ötanaziyi tartışmaya açmazken Belçika 2014’te 18 yaşının altındakilere yaş limiti olmaksızın ötanazi yolunu açtı (kaynak 2). Belçika’ya ek olarak Hollanda’da 18 yaşının altındakilere ötanazi kararı yolu açılsa da hastanın en az 12 yaşında olması bekleniyor. Bu karara göre doktorlar hasta çocuğun umutsuz bir vaka olduğunu, katlanılmaz ve hafifletilmez sabit acılar çektiğini ve hastalığının kısa sürede ölümlü sonuçlanacağını onaylamalı. Çocuk bu kararı çocuk psikologları, psikiyatristlerin ve tabii ki ailenin de dahil olduğu bir süreçle beraber yazıya dökmeli.
Belçika reşit olmayanlar için ilk ötanazisini ise 2016 yılında tedavisi olmayan bir hastalığı ve katlanılmaz acıları olan 17 yaşındaki gence uyguladı. Reşit olmayan kişilerin ötanazi kararı onaylamadan önce 2013 yılında La Libre adlı website yazılan bir makalede ise kamuoyu araştırmasında vatandaşların yüzde 75’e yakını bu kararı kısmen onaylıyordu (Kaynak 3). Her ne kadar bu kadar yüksek oranda bir onay alsa da tabii ki bu karar da çok tartışmalı idi. Çünkü oy kullanma yaşının 18 olduğu Belçika’da çocukların kendi ölümlerine karar vermesi aslında birçok açıdan tartışma yarattı. Sadece bu karar verme yaşı değil aynı zaman dindar insanlar da bu kararı desteklemiyordu. Örneğin, La Libre’de Merkez sağ parti olan Christen-Democratisch en Vlaams partisi destekçilerinin yüzde 40’ı bu kararı desteklemiyor. Aslında etik açıdan düşününse karar verme yetisi ve duygu yönetimi tam gelişmemiş bireylerin bu kararı vermesi tartışılır olsa da doktorların ve ailelerin bu olaya dahil olup bunu onaylaması acının ne kadar sürekli ve katlanılmaz olduğunu gözler önüne sermeli.
Ötanazi v2: Ötanazide ağrı ve acıya tanıklık etmek
Acı ve acıya tanıklık etmek nasıl bir şey aslında anlamak demişken ötanazi kararı alan ünlü bir atletin fotoğraflarına bir an için bakmanızı isteyeceğim. 40 yaşında ötanazi ile hayatını sonlandıran Belçikalı paralimpik(engelli) sporcu Marieke ve onu fotoğraflayan gazeteci Lynsey Addario’nun 2019 yılında köşe yazısına da bakmalı. Bu yazıdan anladığımız kadarıyla Marieke ağrıları olmadığı zamanlarda hayat dolu, azimli bir insanken ağrıları olduğunda hayattan nefret etmeye başlıyordu. Her ne kadar kendisini spora adasa da 2008’de ötenazi için başvuru yapmıştı. Ama hep başka bir şeyler çıkıyor ve o da ötanazi tarihini erteliyordu (kaynak 1). Belki bu sebeplerden en önemlisi de spordan aldığı keyifti. O kadar iyiydi ki sporda, ötenazi belgelerini doldurduktan 4 sene sonra 2012’de Londra’da 100 metre Paralimpik Oyunları’nda 100 metre tekerlekli sandalye yarışında altin madalya kazanmıştı. Bu başarıları alsa da Marieke, söyleşilerinde ötenaziden bahsediyordu. Bir söyleşisinde “etrafımda sevdiğim insanlarla beraber huzurlu bir modda, huzur bir şekilde ölmek istiyorum” demişti (kaynak 1).
Marieke’nin acının katlanılmaz olduğu cümlelerini okuyunca insan ölümcül hastalıklarla savaşan çocukların bu acılarla nasıl başa çıkabildiklerini düşünmüyor değil. Çocukların bahsederken ölüm kelimesini bile kullanmaya dilimiz gitmezken, ötanazi kararı alan çocukların ailesinin acısını tasavvur etmek çok zor. Çocukların ötanazi kararına dair tartışmalar da kamuoyunda çok yer buldu. Örneğin, 2017 yılında 17 ile 75 yaşları arasındaki 213 Belçikalı ile yapılan araştırmada çocukların ötanazi hakkına dair sorular soruluyor. Bu çalışmaya göre kendisini dindar görenler ötanazi kararını çoğunlukla onaylamıyor (Kaynak 4). Bazı insanlar da bu kararı vermenin bir çocuğun geleceğine karar vermek olarak algıladıkları için bu konuya sıcak bakmıyor.
Dini sebeplerle ötanaziye karşı çıkılması aslında birçok ülkede var olan bir konu. Örneğin, İran İslam Cumhuriyeti’nde 2016 yılında yürütülen bir çalışmada hemşirelik okuyan öğrencilere ötanazi hakkında fikirlerini ölçen bir anket yapılıyor (Kaynak 5). Bu çalışmadaki 382 öğrencinin yüzde 34.2’si ötanazi hakkında olumsuz, yüzde 41.6’I nötr, yüzde 24’i ise pozitif düşünmüşler. Öğrencilerin birçoğu dini sebeplerden ötanaziye karşıyken klinik deneyimi daha fazla olan öğrencilerin ötanaziye daha sıcak baktıklarını saptamışlar.
Klinik deneyim konusu aslında bize bu acıya tanık olmakla ilgili bilgi veriyor olabilir. Çünkü bir insanın acı cekmesine tanık olup bir şey yapamamak insana kendisini çok kötü hissettiren bir durum. Örneğin sağlık görevlileri bile olaya farklı bakarken bir de hasta yakınlarını düşünelim.
Ötanazi v3: Kanserli oğlunu acı çekmesin diye öldüren babanın hikayesi
Sevdiği birini sürekli acı çekerken görmek ve yakinlarinin yaşadığı ağrılara çare bulamamak, hasta yakınlarını çaresiz ve depresif hissettiriyor. Aslında Türkiye’de bu konuya bir yanıyla örnek teşkil eden bir haberle belki de bu konuya bakabiliriz. Bu örnekte çok tartışmalı bir durum yaşanıyor. 2016 yılında bir baba, kanser olan oğlunu acı çekmemesine dayanamayıp öldürüyor (Kaynak 6). Kolon kanseri olan oğlunun acılarına dayanamadığını söyleyen baba verdiği ifadede “Oğlum ‘Baba beni ya öldür ya da yaşat’ diye söyleyince öldürdüğünü” ifade ediyor. Bu olayı adım adım bağlamına göre inceleyelim isterim.
Bir baba oğlunu öldürdüğü için kasten adam öldürme suçuna giriyor. Ancak, haberde tanıkların verdiği bilgiye dayanarak babanın psikolojik tedavi gördüğü ve oğlunun acı çekmesine dayanamadığını anlıyoruz. Babanın ve tanıkların tepkisinden ve doktorun sonraki demecinde ağır bir kanser vakası ile karşı karşıya olduğunu düşünürsek merhumun başka bir ülkede yaşamış olsaydı ötanazi için başvurma koşulları olduğunu düşünülebiliriz. Ancak, babanın avukatının da belirttiği gibi Türk Ceza Kanunu’nda ötanazi ile ilgili özel bir hüküm bulunmaması nedeniyle, bu fiil Türkiye’de kasten adam öldürme suçlarına girer.
- Bu olaya rasyonel bakınca her ne kadar motivasyon olarak ötanazideki gibi kişinin başa çıkamadığı ağrıları sonlandırmak da olsa bir doktor komitesinin ve hastanın doğrudan onayı olmadan ve bir ilaç verilmeden öldürme söz konusu. Dolayısıyla bu olayı ötanazi olarak değerlendirmek mümkün değil.
- Ancak, bu babayı diğer katillerle aynı kategoriye koymak da bir yandan doğru değil gibi. Çünkü terminal yani ölümcül hastalıktan muzdarip oğlunun ağrılarla savaşmasına tanık olup bir şey yapamamak dünyanın en ağır yüklerinden bir tanesi. Şöyle düşünün bir baba ki oğlunun acı çekmesini sonlandırmayı yıllarca cezaevinde kalmaya tercih edecek kadar çaresiz durumda. Babanın çaresizliğini şu son cümlesinden de anlıyoruz: yapmamam gereken bir suçtu, ama ara sıra yaşam insana seçenek sunmuyor.
- Ancak yasalar, hasta hakları ve hasta yakını psikolojisi üçgenin zor bir süreç olduğu kesin. Hatta sürece tam sahip olmadığım için ve yakınlarının bu yazıyı okuyup üzülme ihtimallerine karşın olayın hukuk, psikoloji ve tıp derslerinde okutulması için önemli bir örnek olduğunu belirtmeliyim.
Ötanazi v4: Bir annenin ötanazisini, oğlundan dinleyin
Hasta yakınları demişken, hasta yakınlarının psikolojisine biraz daha değinmek lazım. Ötanazi, kişilerin yakınları tarafından genelde saygıyla karşılansa da onlar için çok zor bir durum. Türkiye’de böyle biriyle tanışma ihtimalimiz yok. Ama bu konuyu hep birileriyle konuşmak isterken aklıma annesi, ötanazi kararıyla hayatını acısız bitirme kararı alan bir arkadaşım geldi. Ben ona yapılan çalışmalardan yola çıkarak duygularını sordum. Kendisi adını paylaşmamı istemedi ama sorularıma cevap verdi. Arkadaşım ve ailesi ötanazinin legal olduğu bir ülkenin vatandaşı. Arkadaşımın annesi 5 yıl kanser tedavi görüyor. Hiçbir tedavi şekli çözüm olmayınca ötanaziye karar veriyor. Peki sence ötanazi nedir diye sorunca, ötanazi ölüm kaçınılmaz sonken ve alternatif yöntemler kişinin acısına bir umut olmazken ölümden daha çok nasıl ölmekle alakalı diye tanımlıyor.
Peki annenle ötanazi uygulanan gün nasıl hissettin diye soruyorum. “Gerçek değilmiş gibiydi.” Arkadaşım, her ne kadar ötanazi kararının sevdiğim biri için doğru bir karar olduğunu bilsem de sevdiğim kişinin öleceği dakikayı önceden bilmek kelimelere dökmesi zor bir deneyim diye cevaplıyor.
Ben bazı çalışmalarda ötanazi kararı hasta yakınlarının ölüme hazırlanmanın yas evresine yardımcı olmasından bahsediliyor diye özetleyip bu bilgiyi arkadaşıma soruyorum. Sence bu durum yas dönemini etkiledi mi? Arkadaşıma göreyse: beklenmedik ölümlerde insanlar sevdiklerine son sözlerini söyleme ve fırsat ivarken bir şey yapma şansı bırakmıyor. Bu acı taraf ötanazide sevdiğiniz kişinin ölümünü düşünüp hazırlanmanıza zaman verdiğinden ötanazide çok olmuyor.
Son bakışta ne hissettin benimle paylaşır mısın diye soruyorum… Arkadaşım ise:
Oldukça duygusal bir andı. Sevdiğin kişiye elveda demeyi kavramak bir kopuş anı. Bu daha çok haftalar, aylar sonrasında kavrıyorsun. Gerçi bu her türlü ölüm için de geçerli.
Hiç bir dileğin var mı diye sorunca da arkadaşım hayatını kaybeden herkesin yakını geriye dönüp baktığında bir şeyleri daha farklı yapmak ister dedi. Ancak, ötanazi anı ve süreci bu döneme hazırlıyor diye cevaplıyor.
Ötanaziye karşı olan kültürleri anlayabiliyor musun peki?
Kesinlikle! Eskiden ya yaşardık ya da ölürdük. Ölenler de genelde çok kısa bir acı cekiyorlardı. Şimdilerde ise ölümcül hastalar ise daha az kaliteli şartlarda daha uzun yaşıyor. Bu da sevdiklerimizin hayatının son dönemlerinde daha aktif bir rolümüz olduğu anlamına geliyor. Bu role de hiçbirimiz tam anlamıyla hazır değiliz. Hayatta ölümü düşünmek yerine her seferinde savaşmak bizim doğamızda var.
Bazı insanlar ötanazi kararının çok bencilce olduğunu düşünüyor. Senin düşüncen nedir?
Ben, insanların kararları ve durumlarını yargılayamam. Ama eklemem gerekir ki ötanazi hem hastanın hem de ailesinin dahil olduğu bir süreç. Genel modern teknoloji hastaları ‘teknik olarak’ ayakta tutsa da bu durum hem hasta hem de yakınları için katlanılmaz hale geliyor. Düzelme olmayınca da hem hastayı hem de ailesinin acısını uzatmanın anlamı nedir ki? Ölüm kararı da hayatın bir parçası. Gerçeğin en acı tarafını istemesek de kabul etmeliyiz: artık kazanılacak bir mücadele, kaybedilecek bir savaş yok ve ötanazi beyhude ve katlanılmaz şekilde sürünmektense insaflı bir şekilde bitirmek daha insansı ve asil.
Arkadaşımın söylediği insansı ölme duygusunu bizim gibi sağlıklı olanların anlaması zor aslında. Hastaların yaşadığı ağrı seviyesi ve acıyı empati etmemiz düşündüğümüz kadar kolay değil. Bu sebepten de bu dönemden geçmiş insanların acı tarifleri bizim için önemli. Örneğin, 2002 yılında bir çeşit burun ve ağız arkası (nazofarenks) kanserine yakalandıktan sonra atlatan ünlü oyuncu Filiz Akın bu sürecin zor olduğunu söyliyor ve bilin bakalım vasiyet olarak ne istiyor? Ötanazi. Filiz Akın çok kilit bir cümle söylüyor: Yaşayacaksam kaliteli yaşayayım, eğer bağımlı olacaksam ve bitkisel hayata gireceksem öleyim. Eşimle birbirimize vasiyet ettik, eğer öyle bir durum doğar ve ötenazi hakkı tanınırsa bunu kullanma sözü verdik (Kaynak 7).
Ötanazi hala birçok ülke için tartışmalı bir konu. Ama bazı uzmanlar bu konunun başka yanlarıyla tartışmaya açtıkları diğer bir konu da organ bagisi. Maastricht Universitesinden Jan Bollen’ın 2017 yılında kaleme aldığı bir makaleye göre 2015 yılında 2023 kişi ötanazi olmuş. Bu kararı alanlardan 204 organ bağışı için uygun adaylarmış. Bu adayların da bağışlanabileceği organları düşününce toplamda 684 organın bağışlanabileceğini belirtmişler. Aynı yıl organ bağışı bekleyen kişi sayısı 1288. Yani o sene organ bekleyen birçok kişiye organ bağışı yapılabileceğinden, ötanazinin bu boyutuna da odaklanan uzmanlar var.
Bazı uzmanlar bu konunun toplum yararına olan yanlarını tartışırken bazı insanlar ötanazinin intihar olarak görüp insanlara bulacağını veya yıllarca komada kalsa da hayata dönen insanların örneklerini verip ötanaziye tamamen karşı çıkıyorlar. Karşı çıkanların ötanaziyi kısa yoldan ölme ya da kolay intihar olarak görmeleri aslında büyük bir hata. Çünkü ötanazi her ağrısı olan insanın başvurduğu ve onaylandığı bir yöntem değil. Özellikle, kronikleşen ağrılarla boğuşurken yaşamak insanlar için bir çileye dönüşebiliyor. Tıpkı Marieke’nin bir röportajında belirttiği gibi bazı insanlar ölüm anını dört gözle bekliyor. Marieke , zihnini dinlendirmeyi ve acısız olmayı dört gözle beklediğini ve nefret ettiğim her şey biteceğini söylemişti ötanazi için. En azından acısı dinmiştir diye ben onun için mutlu oldum.
Bu tartışmalı konuyu bitirirken sizden bir şey isteyip birkaç soru yöneltmek isterim:
Bu konuya yorum yazarken arkadaşımın ailesinin verdiği karar hakkına yorum yaparken ölüsüne ve bu zor olan duygusal anı benimle paylaştığı için daha dikkatli olmanızı isteyeceğim. Kendisi Türkçe bilmese de belki de gelip çeviri ile bu yorumları okuyabilir.
Aklımdaki sorulara gelirsek,
- Ötanazi konusu Türkiye’de olsaydı veya yaşadığınız ülkede legal ise yaptırır mıydınız?
- Özellikle çok ağrıları olan bir yakınınız varsa onun acısına ortak oluyorsanız, hiç böyle bu acılara dayanamayıp ölmek isteyen bir yakınınız oldu mu?
- Eger bir sağlık çalışanı iseniz, insanların ağrı ile yaşamasınin zorlukları ile ölümü istedikleri ana denk geldiyseniz ondan da bahsedebilirseniz çok açıklayıcı olur.
Kaynaklar: - Kaynak 1: https://www.nytimes.com/interactive/2019/12/05/sports/euthanasia-athlete.html
Marieke Vervoort’u yıllarca fotoğraflayan gazeteci: https://www.nytimes.com/2019/12/06/reader-center/marieke-vervoort-euthanasia.html - Kaynak 2: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26842904/
- Kaynak 3: https://www.lalibre.be/belgique/vous-acceptez-l-euthanasie-des-enfants-524b967a35703eef3a0c3589
- Kaynak 4: https://www.psychologicabelgica.com/articles/10.5334/pb.341/
- Deak, C. and Saroglou, V., 2017. Terminating a Child’s Life? Religious, Moral, Cognitive, and Emotional Factors Underlying Non-Acceptance of Child Euthanasia. Psychologica Belgica, 57(1), pp.59–76. DOI: http://doi.org/10.5334/pb.341
- Kaynak 5: https://sci-hub.tw/10.1177/0969733017718393
- Kaynak 6: https://t24.com.tr/haber/kanserli-oglunu-aci-cekmesin-diye-olduren-babanin-avukatindan-otanazili-savunma,%20334470
- Kaynak 7: https://www.haberturk.com/magazin/fiskos/haber/1213605-filiz-akin-vasiyetini-acikladi
