Yaz psikolojimizi nasıl etkiliyor?

 

Yazın yaşam enerjimizi arttığı bir mevsim. Bu mevsimde bize neler olduğuna gelin beraber bakalım:

Yazın boş zamanımız artıyor: Yazın okulların kapandıgı, işi olanların işlerinin azaldıgı bir dönem. Dolayisiyla bos zamanimizin da arttigi bir donem. Ama kaliteli bos zamanimiz da artıyor.Ornegin, Finlandiya’daki arastirmacilarin yaptigi bilimsel bir calismada evden uzakta gecirilen tatillerle evden geçirilen bos zamani karsilastirmislar. Sonuclar ise evden uzakta 2 gun de olsa uzun da olsa bu evden uzakta gecirilen tatillerin insanlara daha iyi geldigi. Yani sürekli stres ve sorumlulugun oldugu evinizden zihinsel olarak da uzakta olmak size iyi geliyor (kaynak 1).

Havaların ısınmasıyla beraber sosyalleşme: Havaların ısınması içimiz isiniyor. Ne yapıyoruz, daha cok yürüyoruz, arkadaslarimizla gorusmek için kendimizi dışarı atiyoruz. Daha çok dışarı ciktigimizda da daha çok kişiyle etkileşime geçiyoruz. Eger hayatınızda birisi yoksa arkadaş, akraba çemberinden veya yazin sayisi inanilmaz derece artan dügünlerden bile aradiginiz kişiye denk gelme olasılıgınız da artıyor.

Yazın beynimiz de festival havasına giriyor

Kopenhag Universitesindeki bir beyin arastirmasi tatilde beynimizde neler olduguna bakmis (kaynak 2). Bu sonuçlara gore beynimiz uzun sureli tatillerde festival havasina giriyor. Guzel yiyecekler, ailelerce oturulan masalar, aksam yenilen dondurmalar ve misirlarla beraber serotonin ve dopamin seviyesi artıyor ve daha mutlu olmaya basliyoruz. Bununla beraber ailenizle geçirilen güzel zamanlara arkadaslariniz da katilinca keyfiniz daha artıyor ve sarilma hormonu diye bilinen oksitosin seviyesi artıyor. Bu sarilma ile kendinizi daha da hissediyorsunuz.

Peki yaz aşkları?

Yaz mevsiminin aska davet eden bir yani var ki yazin bu kadar ask ve ayrilik tripleri sarkilari hit oluyor. Yani, Kenan Dogulu’nun da dedigi gibi havada biraz da ask kokusu var. Ama bir de yaz aski deyince akla ilk gelen bir sarkici Ege’miz var. Onun sarkisindaki gibi yaz asklarinin bitecegini bile bile bir aşka başlamam Ilginctir ki Ege’yle ayni fikirde olan bir veri de Facebooktan(kaynak 3). Bu facebook calismasi henüz güncellenmiş bir veri olmasa da en son 2010-2011 yıllarında yaptıkları araştırmadan. Bu calismada çiftlerin Mayıs – Agustos aylarında en az sevgili bulma ayları olmuş. Bu bir noktada her ne kadar yazın âşık olunsa da bunun geçiciligin veya Eylul’de normal hayatlarina döndüklerinde bitecek olmasindan korktuklarinin da bir göstergesi olabilir. Bazen İki taraf da bitecegini bile bile bir aşka başlamam diyor.

Durun panik yapmayin yaz aşkıyla başlayan ve evlilige giden huzurlu evliliklerden de haberdariz.

Tadını çıkaracagınız mutlu bir yaz dilerim.

Psikolog Doktor Ceylan Özdem

Kaynaklar:

1- Bloom, J. de ; Nawijn, J.; Geurts, S.A.E. ; Kinnunen, U.; Korpela, K.(2017). Holiday travel, staycations, and subjective well-being. Journal of Sustainable Tourism, 25, 4, pp. 573-588

2- Hougaard, A., Lindberg, U., Arngrim, N., Larsson, H. B. W., Olesen, J., Amin, F. M. et al. Evidence of a Christmas spirit network in the brain: functional MRI study

3-  Facebook istatistigi:

https://www.facebook.com/notes/facebook-data-science/the-right-time-for-love-tracking-the-seasonality-of-relationship-formation/10150643989093859/

Dedikodunun bilmediğiniz 3 önemli yararı

Dedikodu deyip geçmeyin. İnsanlığın gelişiminde önemli rolü olduğu söyleniyor dedikodunun. Bugünkü yazımda dedikodunun daha önce farkında olmadığınız üç önemli işlevinden bahsetmek istiyorum.

1- Dedikodu öğrenmeyi sağlar:

İnsanlar birilerinin hakkında yapılan yorumları dinleyince biz de aslında toplumda kabul edilen davranışları öğreniyoruz. Örneğin, iş ortamında arkadaşlarınız bir başka iş arkadaşının çok pis koktuğunu ve onunla beraber aynı projede çalışmak istemediğini söylerse bu da siz de acaba ben de kokuyor muyum ya da bir sonraki gün ben de dikkat edeyim ne olur ne olmaz düşüncesine yöneltir.

2- Bir motivasyon aracı olarak dedikodu

Birileri sizin iyi bir yanınızla ilgili dedikodu yapınca aslında bunu devam ettirmek için dışardan gelen bir sebebiniz oluyor. Örneğin, herkes sizin kilo vermenizi konuşuyorsa siz de bunu devam ettirmek için elenizden geleni yapıyorsunuz.

3- Evrimsel olarak dilin gelişimine katkısı

Oxford Universitesi’nden Prof. Dunbar’a göre dil sadece bilgi aktarımı için değil aynı zamanda büyük gruplarda sosyal ittifak kurmak için de evrilmiştir(bakınız kaynak 1).

Kendisi en son yaptığı bir  çalışmada Oxford Üniversitesi’nde 200 katılımcıya 5 kısa hikaye okuttular (bakınız kaynak 2). Bunlardan 3ünde dedikodu malzemesi içeren metinler varken(kim kiminle beraber ve kimi aldattı); diğer 2sinde objektif bilgi içeren metinler (bal nasıl toplanır) okutuldu. Çalışma sonucunda katılımcılar dedikodu içeren konuları bilgi içeren konulara göre 2 kat daha fazla hatırladılar. nuçta insanlar konusunda iyi. Dunbar insanların dedikodu metinlerini diğer bilgi içeren metinlere göre daha iyi olduğunu hatırlamalarının dilin dedikodu için evrilmesine bağlıyor. Sosyal  ittifakların oluşumu ve bağların güçlenmesi dedikodu aracılığı yapılabildi ve dilin ve sosyal araç olarak buna fayda sağladığını söylüyor. Çünkü dedikodu yoluyla biri hakkında koruma içgüdüsü ve yararlılık adına kötü bilgileri sıralamakla yapıyorlar. Bu sebeptendir de dikkat ederseniz atasözleri dürüstlük ve dolandırıcılarla ilgili çok fazla nasihat geçer. Örneğin, adamın yere bakanından, suyun sessiz akanından kork.

Bunların yanında dedikodunun arkadaşları bağını güçlendirmek, bilgi alışverişi yapmak ve eğlenmek gibi işlevleri de var (bakınız kaynak 3).

Son söz: dedikodu dilin evriminden bağları güçlendirmeye kadar insanlığa ivme kazandırmış diyebiliriz.

Kaynakça:

1. Dunbar, R. I. (2004). Gossip in evolutionary perspective. Review of general psychology, 8(2), 100.

2. Redhead, G and Dunbar, RI, (2013). The functions of language: an experimental study. Evolutionary psychology : an international journal of evolutionary approaches to psychology and behavior, 11 (4), 845-854.

3. Baumeister, R. F., Zhang, L., & Vohs, K. D. (2004). Gossip as cultural learning. Review of general psychology, 8(2), 111.

Neden Ünlülerin Dedikodusunu Seviyoruz?

Magazin programlarını izlemeyi çok seviyoruz. Kim kiminle nerede ne yaptı? Murat Boz ile Aslı Enver neden ayrıldı? O onu aldattı mı? Ya da mahalledeki iş yerindeki arkaşımız neden nişanı attı? Neden boşandılar?

Dedikodu Nedir?

Dedikodunun televizyon ve sosyal medyadaki hali aslinda magazin programlari. Peki dedikodu nedir?

Türk Dil Kurumu’na göre dedikodu ‘Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılan konuşma, kov, gıybet’ anlamına geliyor.

Dedikodu ve iftira arasındaki fark nedir?

Dedikodu kişi hakkında duyulanları çok da çarpıtmadan yapılan çekiştirme iken iftira kişinin yapmadığı bir şey o kişiye addetmek. İftirada asıl  amaç o kişinin adını sinsice lekelemektir ve gayet açıkca kötü niyetlidir.

Ünlülerin olumsuz dedikodularına bayılıyoruz

Çin’de bir üniversitede yapılan çalışmada insanları MR aletine koyup kişilere kendileri, arkadaşları ve ünlü insanlarla ilgili olumlu ve olumsuz dedikodular dinletmişler. Bu deney süresince beyinlerindeki aktivasyonlar kaydedilmiş. Sonuçlar ise şöyle:

  • Kişiler kendileriyle ilgili olumlu dedikodulardan çok hoşlanmışlar. Kişilerin kendileriyle ilgili dedikoduları dinlerken beyinde kişinin kendisiyle ilgili konuların alanı olan orbıto frontal bölge aktif olmuş. Ki önceki çalışmalardan da bu bölgenin kişinin kendi kendisini gözlemlediğinde aktif olan bir bölge bu.
  • Ünlülerle ilgili olumsuz dedikodular ise kaudat çekirdek (caudate nucleus) diye bilinen ve basal gangliada yer alan dopamine nöronlarının olduğu bir bölge aktif olmuş. Aslında ödül merkezi olarak da bilinen bu bölge biliim adamlarının yorumlamasıya kişilerin eğlenmesine bağlıyorlar.
  • Son bir bulgu ise kişilerin arkadaşları ile ünlülerle ilgili yapılan dedikodular arasında bir fark yok. Bu da başka bir çalışmada gösterilen ünlüleri arkadaşlarımız gibi görme eğilimini doğruluyor.

Lutfen olumsuz eleştiriye gitmeden dedikoduyu dengeli tutun. Hele ki iftiraya asla yönelmeyin.

Psikolog Ceylan Özdem

Kaynakça:

Peng, X., Li, Y., Wang, P., Mo, L., & Chen, Q. (2015). The ugly truth: negative gossip about celebrities and positive gossip about self entertain people in different ways. Social neuroscience, 10(3), 320-336

 

Testosteronun mantığa ket vurması

Testosteron hormonu kadınlarda da üretilir ancak orantısal olarak erkeklerde daha çok bulunduğu ve erkek cinsiyetini belirlediği için erkek hormonu olarak bilinir. Bu sebeptendir ki literatürde testosteron çalışmaları genelde erkekler üzerinde yapılır.

Testosteron ve Agresiflik

Genellikle yüksek testosteron salınımı agresiflikle ilişkilendiriliyor. ABD’de bir hapishanedeki yapılan çalışmalarda yüksek ve düşük testosteron seviyesi olan mahkumların agresif davranışlarına bakılmış. Vahşi suçları işleyen mahkumların testosteron seviyesi yüksek, diğer daha hafif suçları işleyenlerin ise daha düşük imiş(1,2). Diğer bir veri de hapishaneden kaçmaya çalışan mahkumların testosteron seviyesi diğer kaçma girişimi olmayanlara göre çok daha yüksek(3,4).

Daha derin okudukça testosteronun bir insanı agresif yapar demek çok da doğru değil. Aslında yüksek testosteron ile düşük serotonin (mutluluk hormonu) kombinasyonu agresifliğe yol açıyor (5).

Testosteron ve Bilişsel Yordama

ABD’de 243 üniversite öğrencisi üzerinde yapılan bir çalışmayı inceleyelim. Öğrencilerin yarısına testosteron hormonu içeren Vogelxo adlı jel sürülürken diğer yarısına da aynı dokuya sahip kişisel bakım kremi sayılabilecek Versagel adlı jel sürülmüş.  Daha sonra bilişsel yorama yeteneklerini ölçecek bir test verilmiş. Sorulardan biri örneğin şu:

‘ Bir beyzbol sopası  ile top 1,10 TL tutuyor. Sopa toptan 1TL daha pahalı. Buna göre top ne kadardır?’

Yukarıda yazdığım sorunun cevabı için hemen siz de hemen 10 Kuruş diye düşünüyorsanız yanlış cevap veriyorsunuz. Aslında bilişsel olarak ‘doğru düşündüğünüz’ yerine ‘doğru hissettiğiniz’ cevabı veriyorsunuz.

Peki üniversite öğrencileri ne demiş? Sonuçlar da göstermiş ki testosteron (steroid) jeli sürülen öğrenciler diğer krem sürülen öğrencilere göre soruların çözümünde daha az başarılı olmuş. Testosteron grubundaki öğrenciler matematik çözme yetenekleri olsa da mantığı bir kenara bırakmışlar. Bİr nevi mantığa uygun doğru düşünme yerine doğru hissettikleri cevabı vermişler.

Arda: Kuş gibi hafifledim

Futbolcu Arda’nın gazeteci dövmesi gibi hazin bir olay yaşandı geçen haftalarda. Belli ki kendisi aşırı sinirlemiş ve agresif bir tavır sergilemiş. Bu durumu anlatırken de pişman olmadığını ve kuş gibi hafiflediğini söylemişti. Sebebi ne olursa olsun kişiler sonu agresifliğe varmadan her şeyi çözebilir. Ancak Arda yüksek testosteron ve düşük serotonin birleşimi ile doğru ve mantıklı düşünme yerine kendisine doğru görünen yolu seçmişe benziyor.

Kaynakça:

1- Dabbs JM Jr, Frady R.L, Carr TS et al: Saliva testosterone and criminal violence in young adult prison inmates. Psychosom Med, 1987; 49(2):174–82

2- Kreuz LE, Rose RM. Assessment of aggressive behavior and plasma testosterone in a young criminal population. Psychosom Med, 1972; 34(4):321–32

3- Kreuz L, Rose R, Jennings J: Suppressing of plasma testosterone levels and psychosocial stress. Arch Gen Psychiatry, 1972; 26: 479–82

4- Dabbs JM Jr, Jurkovic GJ, Frady RL: Salivary testosterone and cortisol among late adolescent male offenders. J Abnorm Child Psychol, 1991;19(4): 469–78

5- Birger M, Swartz M, Cohen D, Alesh Y, Grishpan C, Kotelr M. Aggression: the testosterone-serotonin link. Isr Med Assoc J, 2003; 5: 653–658. pmid:14509157

6- Nave, G., Nadler, A., & Camerer, C. Single dose testosterone administration impairs cognitive reflection. Psychological Science, 2017.  https://www.researchgate.net/publication/316001989_Single_dose_testosterone_administration_impairs_cognitive_reflection_in_men

 

Eski Sevgiliyle Facebook’ta Arkadaş Olunur mu?

Sevgili okurlarim,

Facebook o kadar hayatımızın bir parçası oldu ki ilişkileri duyurma yeri olduğu gibi ayrıldığınız bildirme yeri de artık facebook. Youteba hesabima ve bu yazıya da eklediğim vidyodan görebileceğiniz üzere bu yazımda bu kez facebook ve ayrılık konusunu paylaşacağım sizlerle.

Ayrılıklardan yaklaşık 6 ay sonra kişiler daha da rahatlamaya başlıyor. Hala üzgün olabilir ama öfkeleri ilk güne göre daha azdır. Ama yapılan çalışmalar gösteriyor ki facebookta eski sevgilinizi görmek hatta eski sevgilinizi iyi görmek aslında kişilerin iyileşmesini de zorlaştırıyor (Marshall, 2012).

Eski sevgilinizi yolda değil facebookta görürseniz ne yaparsaniz? Hatta size facebookta arkadaşlık gönderse ne hissedersiniz? Sinirli, öfkeli, mutsuz, kaygili?

Tayvan’da Ming Chuan Üniversitesi’nde 202 öğrenci üzerinde yapılan bir çalışmada eski partnerlerin arkadaşlık teklifi yönlendirilince ne hissettiklerine dair bir araştırma yapılmış. Bu araştırmada çıkan sonuçlar ise şöyle:

  • Eski sevgililerinden gelen arkadaşlık teklifini kabul edenler, bu teklifi kabul etmeyenlere göre daha depresif hissetmiş. Bunu yorumlamak gerekirse, kişilerin eski partnelerini ekleyince nereleri gidip kimlerle eğlendiğine takıntılı şekilde bakma eğilimi olabilir. Hele ki eski sevgilinizin yeni bir sevgilisi varsa bu durum daha da yıkıcı hale geliyor.
  • Bu çalışmada ve başka bir çalışmada da erkeklerin kadınlara göre daha da çok depresif olduğu gözlemlenmiş. Bu durumu da kadınların çevresindekilerden yardım istemede erkeklere göre daha rahat olmasından kaynaklanıyor olabilir.
  • Son bir bulgu ise eski sevgilileriyle olan ilişkilerini önemli bulanlar eski ilişkim çok da önemli değil diyenlere göre daha da kaygılı olmaya başlamış. Eski sevgilinizi eklediğinizde yeni hallerini ve hatta varsa yeni bir ilişkisini kıyaslamaya gidebilirsiniz. Bu da sizi kıskaçlığa sürükleyebilir.

 

Burada önemli bir konuda eski sevgilinizle ayrılma şekliniz ve karakteriniz. Şayet eski sayfaları kapatmadıysanız, çok kötü ayrıldıysanız, kavga gürültü yaşadıysanız arkadaş olarak eklemek size iyi gelmeyecektir. Hele ki bir de kıskanç ve depresyona meyilli iseniz eski sevgilinizi eklemeyin, hatta stalk hiç etmeyin.  Çünkü bu size iyi gelmediği gibi zarar da veriyor. Kaygınız ve mutsuzluğunuz artabilir, güveniniz azalabilir.

İstisnai durumu ise Türkiye’den ünlü bir çift ile açıklayalım. Boşandıkları halde hala arkadaş kalabilen Hülya Avşar- Kaya Çilingiroğlu çifti ayrıldıkları halde çirkinleşmemiş, birbirir hakkında saygı sınırı aşan kötü şeyler söylememiş bir çift. Yani bu çift aşkı tüketmiş; ama sevgi ve saygıyı tüketmemiş bir çift. Dolayısıyla birbirlerini iğnelemeden, yargılamadan boşanma sonrası da hayatlarına girecek insanları kabullenip onların mutluluklarına ortak olabilir. Eğer siz de böyle bir çift iseniz tabi ki eski sevgilinizi eklemenizde sakınca yok.

 

Kaynakça:

Tsai, C. W., Shen, P. D., & Chiang, Y. C. (2015). Meeting ex-partners on Facebook: users’ anxiety and severity of depression. Behaviour & Information Technology, 34(7), 668-677.

Marshall, T. C. 2012. “Facebook Surveillance of Former Romantic Partners: Associations with Post-Breakup Recovery and Personal Growth.” CyberPsychology, Behavior, and Social Networking 15 (10): 521–526.