Erteleyen ve harekete geçen beyin farkı

Teslim tarihiniz ya da sinaviniz yaklasiyor diye elinizdeki bir isi bitirmeniz lazim. Elinizdeki ise baslamak icin kendinizi zorlar misiniz yoksa erteler misiniz? Bu aslinda karar verme surecindeki tereddutu olcme sorusu. Bazi insanlar teslim tarihi yaklasinca islerine bitirmeye karar verirken bazilari ise isleri sonsuza kadar ertlemek icin elinden geleni yapar. Peki ama isini hemen yapanlarla erteleyenler arasinda bir fark olabilir mi? Bu soruya cevabi Almanya’daki Ruhr Universitesi’nde Dr.Caroline Schlüter’in birinci yazar oldugu ve Prof. Onur Gunturkun ve Dr. Erhan Genc’in oldugu bir grup arastirmacinin calismasiyla cevap bulacagiz.

Continue reading “Erteleyen ve harekete geçen beyin farkı”

Antarktika’daki güçlü zihinlerden alinacak 8 ders

Korona gunlerinde eve tıkıldığımız şu gunlerde izolasyonla en iyi basa cikma onerilerini sizinle paylasmak istiyorum. Paylasirken de biraz da gercek ekstrem kosullari olan insanlardan yola cikmak istiyorum. Bu kosullardan biri Antartika’da polar arastirma grubundaki insanlar. Bu grupta yer alan kisilerden biri Prof. Dr. Nathalie Pattyn ve kendisi benim doktora tezimi sundugum jurideki insanlardan biri. Kendisi bu zor kosullara o kadar dayanikli biri ki benim jurimde beni en cok zorluyan ve en zeki sorulari soran kisiydi diyebilirim. Dr. Pattyn hatta bizim fakultemizde bize Antartika’daki anilarini anlatirken nasil akil ve ruh sagligini koruduguna dair birkac tuyo da vermisti. Simdi Dr. Pattyn ve diger uyelerin yazdiklarindan yola cikarak, benim de ekledigim bazi maddeleri harmanlayip kendinize evde kolay uygualayabilecegimiz rutinler yaratalim.

Continue reading “Antarktika’daki güçlü zihinlerden alinacak 8 ders”

Karantina’da neden daha çok kişiyle mesajlaşıp görüşüyoruz?

Karantina günlerinde hiç beklemediğiniz insanlardan mesaj, aile üyelerinden olmadık, arkadaşlarınızda aramalar, istatistikler ve sürekli komplo teorileri, özellikle yaşlı üyelerden yalan haberlerin yayıldığı düşük çözünürlükte mesajlar alıyorsunuzdur. Sosyal medya geyiği olarak karantina en çok dışa dönük insanları etkilerken, içe dönükler zaten hep evde olduklarından hayatlarında değişen bir şey yok diye çok paylaşım görmüşsünüzdür. Hemen dünyanın en top üniversitelerinden biri olan MIT’den üniversitesinde 4 sene önce yapılmış bir deneyden bahsedelim.

Continue reading “Karantina’da neden daha çok kişiyle mesajlaşıp görüşüyoruz?”

Karantinada belirsizlik psikolojisi ile başa çıkma

Okullar acilacak mi, isimi kaybedecek miyim, virusu kaparsam olur muyum, annem babam yasli ve kronik rahatsizliklari var olurler mi ve dunyanin sonu gelecek mi? Bu sorularin listesi uzayip gidebilir de. Bu kaygi dolu sorular ve koronavirusunun belki de beklemediginiz sonuclarini izlerken belirsizlik duygusu sizi de agina aldiysa ne yapabilirsiniz?

Sorumuza cevabı vermeden beynimiz belirsizliği neden sevmez bunu tanımlayalım. İnsanoğlunun en temel ihtiyaçlarından biri kendini güvende hissetme ihtiyacı. Bu sebepten sürekli bir şeyleri güvenilir olan ya da olmayan diye hızlıca tarar ve karar verir. Hatta bu kararları sonucu güvenilir insanlar, yerler, şehirler, durumlar diye hızlı bir kategorileştirme yapar. Güvenilir olmayan diye gördüğümüz bir kategori aslında tehlike. Yaşamak için veya sağlıklı olmak için de bu tehlikelere önceden tedbir almaya çalışırız ve elimizde olsa daha gelmeden çözüm bulma arayışına gireriz. Dolayısıyla, beynimizin bir tehlikeyi önceden görebilmesi için de bu belirsizliğe hazırlanmak için de olası senaryolar hazırlar. Zombiler gelirse, tuvalet kağıdı biterse, bir daha tatile çıkamazsak, çocuğumu kaybedersem ya ben ölürsem düşünceleri bizleri bulur. İşte bu soruları sormak normal olsa da eğer günlük hayatınızı kötü etkilemeye başlarsa kaygınız belirgin düzeyde artmıştır diyebiliriz.

Continue reading “Karantinada belirsizlik psikolojisi ile başa çıkma”

Çocuklarını Cep Telefonu ve İpadle Oyalayan Aileler Neden Pişman Olabilirler?

Çocuklarına yemek yedirirken ya da çocukları her ağladığından susturmak için ipad veya cep telefonu veren ebeveynler bu video sizler için. Çocugun pasif bir şekilde izlediği o videolar, oyunlar çocukların beynini nasıl etkiliyor?

2019 yılında bir pediatri dergisinde yayınlanan bir çalışmada 3 ile 5 yaşları arasındaki çocukların dil yeteneğine, ailelerine de ipad ve cep telefonu gibi aletlerde ne kadar zaman geçirdiklerine ve MR aletine de koyup beyinlerine bakıyorlar (kaynak 1).

Continue reading “Çocuklarını Cep Telefonu ve İpadle Oyalayan Aileler Neden Pişman Olabilirler?”

İş Makinelerini Neden Hipnotize Olmuş Gibi İzliyoruz?

Türkiye’de çok denk geldiğimiz bir resimden bahsetmek istiyorum bugün. İş makinesini hayranlıkla izleyen insanlardan. Özelllikle erkeklerin daha çok yaptığı bir eylem. Hatta genç izleycilerimin ah işte babam diye tepki verdiğini duyar gibiyim. Bugunkü video bizler neden iş makinelerini izlemeyi seviyoruz?

Rizzolatti ve takımındaki bilim insanları 96 yılında makak maymunları ile deney yaparken premotor bölgesinde F5 adlı bölgede ayna nöronlarını keşfettiler (kaynak 1). Bu sinir hücrelerini en basit şekilde açıklamak gerekirse bir eylemi yapmayıp izlerken beyninizde adeta o eylemi yaparmışcasına aktivasyon gözlemlenmesi. Bu sebepten bir futbolcunun hayalarına top gelince ya da başını çok kötü çarpınca izleyenler bile acı çekiyor. Top bizim bir yerimize değmese de o acıyı hissedibilmemizi ve hatta empati duygumuzu bu ayna nöronlarına borçluyuz diyebiliriz.

Continue reading “İş Makinelerini Neden Hipnotize Olmuş Gibi İzliyoruz?”

Ya unutamasaydık: Hipertimezi

Küçük Emrah’ın ah ne yapsam kurtulabilsem, bir seni benim gibi unutabilsem diye şarkısında unutmak için yalvarmasını hatırlarsınız. Unutamamak Küçük Emrah’ın o dertli dertli söylediği şarkısındaki gibi zor bir durum mu? Tabi Küçük Emrah sonra unuttu ki piyasalarda neşeli şarkılarıyla ortaya çıktı. Peki ama anılarını hiç unutamayan, hafızası gerçek anlamda anormal anlamda olan hastalar ne yaşıyor ve beyinlerinde ne farklı? Bugünkü konumuz Hyperthymesia (Hipertimezi) hastaları.

Continue reading “Ya unutamasaydık: Hipertimezi”

Her gün Adriana Lima ile uyansanız beyniniz nasıl tepki verirdi?

Bu konu başlığında Adriana Lima’yı kullandım herkesin aklında standart üstü güzelliği temsil ediyor diye. Konumuz, ilişkide güzellik ne kadar önemli oldugu. Mesela dünyanın en güzeli kadını ile ilişki yaşasanız ne olacak?

Fiziksel çekim tabi ki ilişkilerin başlaması ve ilerlemesinde ve hatta bitmesinde çok önemli bir yere sahip. Ancak ilişkiniz uzun süreli ilerliyorsa işler beyniniz için öyle ilerlemiyor. Neden? Çünkü beynimiz maalesef ki hem iyi hem de kötü bir özelliği olan bir özelliğinden kaynaklanıyor. Bu özelliğin adı habituasyon. Yani beynin aynı şeyi gördükten sonra artık gördüğü uyarıcıya karşım uyum sağlaması ve eskisi gibi tepki vermemesi.

Continue reading “Her gün Adriana Lima ile uyansanız beyniniz nasıl tepki verirdi?”

3 milyon Emoji analizinden ülkelere, kültürlere ve dillere dair ipucları

Duygularımızı kelime kullanmadan anlaşmamızı sağlayan araçlardan biri emojiler. Sosyal medyada sıkça kullanıyoruz. Peki ülkere ve cinsiyetlere göre nasıl değişiyor? Bu soruya cevabı ABD’deki University of Michigan’dan Wei Ai ve Çin’den Pekin Üniversitesi’nden Xuan Lu ve ekibinin ortaklaşa çalışmalarındaki 3 milyon emoji analiziyle bulalım (kaynak 1). Araştırmacılar, android telefon sahiplerinin Google Play’den indirebilecekleri Kika adlı bir uygulama geliştiriyorlar. 200’den fazla ülkeden veri toplansa da 10 ülkenin kullanıcılarına odaklanıyor. Bu ülkeler Türkiye, Fransa, Rusya, Meksika, Kolombiya, Brezilya, İspanya, Arjentin, Endonezya ve ABD. 3,8 milyondan fazla kullanıcıdan alınan 1 aylık emojileri inceliyorlar.

Araştırmacıların yaptığı analizlere göre:

Continue reading “3 milyon Emoji analizinden ülkelere, kültürlere ve dillere dair ipucları”

Mevsimlik İşçilerin Bilişsel Performansları

Bilişsel psikolog olarak algılama, problem çözme konularını okumayı seviyorum. Ara ara başka örneklerle de okuyucularıma ulaşmak istiyorum. Yoksullukla ilgili bir şeyler okurken mevsimlik işçilerle ilgili bu çalışmayı gördüm ve bunu da sizlerle paylaşmak istedim.

Harvard ve Princeton Üniversite’sinden araştırmacıların yaptığı bir çalışmada Hindistan’daki 54 köyden 464 çiftçisiyle yapılan bir çalışma ile devam edelim. Şekerpancarı yetiştiren bu işçilerle hasat zamanı ve öncesinde bir görüşme yapılıyor. Görüşmelerde kendilerine bilişsel ve zihinsel yeteneklerini ölçmek için çeşitli testler veriliyor. Bu testler Raven’s Matrices ve numerik Stroop testi. Bu testlerde bir şekil verilip eksik olan parçayı bulmayı ya da dikkatlerini dizilime vermeleri isteniyor. Örneğin, 5 5 5 sırasında 5 kaç kez dizilmiştir diye sorduğumuzda 3 sayısını söylemek zorlar beyni ve aklınıza 5 geldiğinden 3’ü söylemek daha bir çaba gerektirir. Araştırmacılar hasat zamanından önce ve sonra çiftçilerin zihinsel performanslarına bakmışlar. Araştırmalar ek olarak çiftçilere maddi sıkıntılarını da sormuşlar.

Peki sonuçlar neyi gösteriyor?

Continue reading “Mevsimlik İşçilerin Bilişsel Performansları”